KULAK BURUN BOĞAZ

Kulak Burun Boğaz Anatomisi ve Hastalıkları

Kulak

Kulak (auris), işitme işlevini gören ve denge organını içinde bulunduran anatomik yapıdır.

Üç kısımda incelenir:

  • Dış kulak
  • Orta kulak
  • İç kulak

Burun

Burun, anatomik olarak, yüz üzerinde alınla üst dudak arasında bulunan, dışa çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organıdır. Burun boşluğu iki delikle dışarı açılır.diğer taraftan da yutağa bağlanır.burnun içerisinde mukus tabakası,kılcal damarlar ve kıllar bulunmaktadır.

Boğaz

Boğaz, kafatası alt kısmından başlayıp alt gırtlak kıkırdağı hizasında yemek borusu ile birleşen, duvarlarını kasların teşkil ettiği sindirim sisteminin ağızdan sonraki ikinci ünitesidir

Boğaz; ön yukarı kısımda burun boşluklarının arka kısmına, ön ortada ağız boşluğuna, en aşağı kısımda da gırtlak boşluğuna açılır. Boğazın ağız boşluğu ile birleştiği yerde bademcikler bulunur.

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları

1. Bademcik İltihabı

Bademcikler lenf düğümcükleridir. Ağzınızın gerisinde her iki yanda birer tanedir. Diğer görevlerinin yanında ağıza giren zararlı mikroorganizmaları filtre etmek de vardır. Fakat çok fazla bakteri girince direnemezler. iltihaplanır ve şişerler. Buna bademcik iltihabı (tonsilit) denir. özellikle çocuklar arasında çok yaygındır.

Belirtiler    

  • Boğaz ağrısı, 
  • Başağrısı, 
  • Ateş ve üşüme, titreme, 
  • Boğaz ve çenede ağrıyan bezler.

Kendinizde veya çocuğunuzda bademcik iltihabı belirtileri görürseniz, bol bol dinlenin, yumuşak yiyecekler yiyin ve boğazınızı rahat-atacak sulu gıdalar alın. Ilık tuzlu suyla gargara yapmak ağrıyı azaltır.

Bademcik iltihabı ile ilgilili daha fazla bilgi için tıklayın;

www.hastane.com.tr/bademcik-iltihabi-Nedir.html

2. Geniz Eti

Geniz eti (adenoidler, tonsilla pharyngea, vejetasyon) olarak adlandırılan ve bademcikler ile beraber lenfoid dokunun bir bölümünü oluştururlar. Burnunun arkasındaki boşlukta yer alan diğer bademciktir. Muayenede bu küçük bademcikler görülmez. Solunum yollarını dışarıdan gelen virüs ve mikroplara karşı korur.

Burun eti sık sık mikrop kaparsa büyür, bir mikrop yuvası haline gelir ve devamlı boğaz, kulak ve burun hastalıklarına neden olur.

Adenoid hipertrofisi belirtileri süt çocukluğu döneminde başlayabilir. Uyku bozuklukları, iştahsızlık, horlama yanında bazen de burun kanadı solunumu gibi zor nefes alma belirtileri görülebilir.

3. Faranjit

Yutağın arka duvarındaki örtücü dokuda meydana gelen bir iltihaplanmadır. Bu ya tahriş olmadan veya bakteri enfeksiyonundan ileri gelebilir

Faranjit belirtileri Yutağın arka kısmında ağrı, yutmakta zorluk ve ateş. Bu belirtilerin dışında çok kez kırıklık da olmaktadır

4. Boğaz Reflüsü

Mide, kendisine gelen yiyecekleri sindirebilmek için asit salgılar. Mide içeriğinin ve sıvısının mide dışına çıkmaması için var olan kapakçık sistemi mide sıvısının mideden dışarı kaçağını önlemeye çalışır. Mide ile yemek borusu arasındaki kapakçık (alt özofagus sfinkteri) uygun çalışmadığı zaman, midenin asitli içeriği yukarıya yemek borusuna doğru kaçar. Buna“Gastroözofageal reflü (GÖR)” denir.

Yemek borusu ile boğaz arasındaki kapakçık (üst özofagus sfinkteri) çalışmadığı zaman ise, mide içeriği aside, mide içeriğine ve safraya karşı çok daha hassas olan boğaza ve larinkse yani ses tellerine kadar ulaşır. Bu duruma ise,“Laringofaringeal reflü (LFR)” adı verilir.

Bu reflü yaygın olarak bilinen mide reflüsundan farklıdır. Boğazda olan üst reflü gün içinde ve ayakta daha fazla iken, mide reflüsü yatarken daha sık ve rahatsız edicidir. LFR gelişiminde gırtlak ve yutak dokularının hassas yapısı ve bazı sinirsel refleksler, yemek borusu hareketleri de önemli role sahiptirler.

5. Sinüzit

Sinüzit, sinüs boşluklarının enfeksiyonu demektir. Sinüzitin meydana gelebilmesi için sinüslerin normal fonksiyonlarını yerine getirememesi ve bakterilerin sinüs içerisine yerleşmesi gereklidir.

Sinüslerin burun boşluğu ile bağlantısını sağlayan kanallarının tıkanması enfeksiyon oluşumunda temel faktörlerden birisidir. Basit bir soğuk algınlığı ya da alerjik hastalık nedeniyle kanalları ve sinüs boşluklarını kaplayan mukoza örtüsü şişer. Bunun sonucunda sinüs içerisine hava girişi ve sinüs içerisindeki mukusun burun içerisine geçişi engellenir. Sinüs içerisindeki oksijenin azalması hücre fonksiyonlarını bozar. Sinüs içerisinden dışarı atılacak olan bakterilerin üremesi ile enfeksiyon başlar.

Sinüzit tedavisi oldukça etkili bir şekilde yapılabilmesine rağmen, nadir de olsa ciddi komplikasyonlar görülebilmektedir. Sinüslerin göze ve beyine komşu olması enfeksiyonların bu organlarda sorun çıkarmasına yol açmaktadır. Bu sorunlar beyin ve gözle ilgili dokuların enfeksiyonudur

6. Saman Nezlesi

Saman nezlesi ya da alerjik nezle duyarlı kişilerde bir antijen-antikor reaksiyonu ile başlayan bir bağışıklık sistemi hastalığıdır. Başka bir deyişle duyarlı kişi alerjeni yabancı bir cisim olarak tanır ve vücudun yabancı canlılara (örneğin bakterilere) karşı oluşturduğu antikorun bir benzerini bu alerjene karşı oluşturur. Bu duyarlılık IgE ve antikor oluşturma eğilimi (atopi) şeklinde genetik olarak geçmektedir. Genetik geçişli olmasına karşın yeni doğan alerjik değildir.

Alerjinin daha sonradan ortaya çıkmasının bu genin bir viral enfeksiyon sırasında aktif hale geçmesine bağlı olduğu düşünülmektedir. Bu aktivasyon yaşamın hangi döneminde gerçekleşirse kişi o andan sonra alerjik olur. Saman nezlesi alerjinin tipik bir örneğidir ve reaksiyon solunan bir alerjene karşı histamine bağlı yanıt yoluyla ortaya çıkar. Antijene özgül IgE ve antikor oluşumu ve bunun antijenle birleşmesi sonucunda histamin açığa çıkar. Histamin burun mukozasında infllamatuar bir süreci başlatır ve mukozanın şişmesine, kaşıntıya, tahrişe ve aşırı miktarda sümük salgılanmasına neden olur. Kentleşme, sanayileşme ve hava kirliliğindeki atışa paralel olarak alerjik nezle sıklığı tüm dünyada geçtiğimiz yüzyıl boyunca artış göstermiştir.

 7. Burun Tıkanıklığı

Burun tıkanıklığı, nefes almada zorluk çekme insanlığın en eski şikayetlerinden biridir. Bazıları için bu çok önemli olmasa bile kimileri bu şikayetlerden dolayı çok zorluk çeker.
Doktorlar burun tıkanıklarının nedenlerini dört bölümde inceler ve bunlar arasında bazen benzer noktalarda olabilmektedir. Özellikle şikayetlerine birden fazla şeyin neden olduğu hastalarda bu ortak noktalar artmaktadır.

8. Burun Kanaması

Burun kanamaları çoğunlukla can sıkıcıdır. Ancak bazen korkutucu ve yaşamı tehdit edici boyuttadır. Uzmanlar burun kanamalarını iki gruba ayırmaktadırlar.

Ön Burun Kanamaları: Burun ön kısmından gelen kanamalardır. Ayakta duran yada oturan kişide burun deliğinden akan kanama şeklinde kendini gösterir.
Arka  Burun Kanamaları: Burun arkasından olan kanamadır. Kanama genize doğrudur. Otururken veya ayakta dururken bile kanama boğaza doğru olur. Hasta sırt üstü yattığında ön kanama bile olsa her iki yönde kanama olabilecektir
9. Horlama

Normal erişkin insanların en az%45’i zaman zaman horlamaktadır.%25’i sürekli olarak horlamaktadır. Horlama problemi en sık şişman erkeklerde görülür ve yaşla birlikte her geçen gün artar.

A.B.D. de 300 den fazla firma horlamaya karşı cihaz geliştirmiştir. Çene ve boyun askıları, boyunluklar ve ağız içine yerleştirilen cihazlar hiçbir yarar sağlamamıştır. Horlama sesi ile çalışıp hastayı uyandıran elektronik cihazlar bulunmuştur. Bütün bunlar hastanın horlamadan uyuma alıştırmaları olarak düşünülmüştür. Ancak maalesef horlama kişinin kontrolünde olmayan bir problem olup tüm bu cihazlar hastayı sadece uyutmamaya yöneliktir.

10. Orta Kulak İltihabı

Orta kulak iltihabı üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında virüslerin burun veya boğazdan östaki tüpü yoluyla orta kulağa ulaşması ile meydana gelir. Östaki borusunun fonksiyonu soğuk algınlığı, alerji, sinüs ya da boğaz enfeksiyonlarında bozulur ve çalışması bozulan östaki tüpü enfeksiyonu orta kulağa ulaştırır.

Orta kulakta enfeksiyon kulak ağrısına, kulak zarında kızarıklığa, orta kulakta müküs veya cerahat birikmesine yol açar. İltihaplanan kulak zarı bazen en zayıf yerinden delinir ve cerahat dışarı akar. Çoğu zaman östaki borusu içinde şişlik olduğundan, cerahat genze boşalamaz ve orta kulakta kalır. O

rta kulak havalanamıyorsa ve boşlukta vakum oluşmuşsa orta kulakta sıvı veya müküs birikir, bu duruma 'seröz otitis media' adı verilir. Bu durum sıklıkla kronikleşir. Yani iltihabın akut ve ağrılı dönemi geçtikten sonra haftalar, aylar hatta yıllarca sürebilir.

11. Kulak Çınlaması

Bazı zamanlar kulağımda zil sesi duymak tamamiyle normal değil. Kafa içinde ki bu seslere genel olarak tinnitus denilir ve çok yaygındır. Tinnitus zaman zaman ortaya çıkabilir veya siz sürekli olarak bir ses duyabilirsiniz. Çok kalın veya çok ince olabilir, tek kulağınızda veya her iki kulağınızda da duyabilirsiniz. Zil sesi sürekli olduğunda bu kişiyi çok rahatsız edebilir. Hatta bu rahatsızlık kişilerin normal hayatlarını etkiliyecek boyuta kadar çıkabilir

12. Baş-boyun Kanserleri

Baş ve boyun kanserleri,  tüm kanserler içinde% 5-7 oranında görülmektedir. Baş-boyun kanserlerinin yaklaşık% 25'ini de gırtlak kanserleri oluşturur. Bunu dil kanseri (% 13), dudak kanseri (% 11), yemek borusu kanseri (% 10) izler. Erken dönemde yakalanırsa çoğunu tedavi etmek mümkündür.

Çoğu baş-boyun kanser türünün erken belirti vermesi, bunların tedavisinin diğer kanserlere göre daha başarılı olmasını sağlar. Unutmayalım ki baş-boyun kanserlerinde erken teşhis başarılı tedaviyi getirir. Baş-boyunda başlayan kanserler genellikle vücudun başka bir yerine sıçramadan lenf düğümlerine sıçrarlar.

Boyunda iki haftadan fazla duran bir şişlik varsa, vakit geçirmeden doktorunuza görünün. Tabii tüm şişlikler kanser değildir. Ama boyundaki bir şişlik veya yumru; ağız, göğüs, gırtlak, tiroid, lenfoma ya da kan kanserinin ilk belirtisi olabilir. Bu tip yumrular ağrısızdır ve büyümeye yatkındır.

13. Yutma Güçlüğü

Yutma güçlüğüne (Disfaji) özellikle yaşlılarda olmak üzere tüm yaş gruplarında yaygın olarak rastlanır. Disfaji terimi yemeklerin ve sıvıların ağızdan mideye geçmesi sırasında zorluk hissetmeyi ifade eder. Bu duruma çoğu tehlikeli olmayan ve geçici olan birçok faktör neden olabilir. Yutma güçlüğü nadiren tümör veya ilerleyici nörolojik hastalık gibi daha önemli patolojiye işaret eder. Kısa bir süre içerisinde yutma güçlüğü kendiliğinden iyileşmez ise kulak burun boğaz uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.

FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON

Fizik tedavi; onarma anlamına gelmektedir. Isı, elektrik akımları gibi fiziksel ajan ve el ile yapılan tekniklerin, yetersizlik ve bir dereceye kadar sakatlığın veya kas, iskelet sistemi ve sinir sisteminin fonksiyonel yetersizliklerinin tanı ve tedavisinde kullanılmasıdır.

Rehabilitasyon; kişinin doğuştan veya sonradan, herhangi bir nedenle oluşan kalıcı veya geçici yetersizliklerinin, kaybedilmiş bazen de sınırlanmış olan fonksiyonel kapasitesinin belirlenerek tedavi edilmesi, psikolojik sosyal ve mesleki açıdan da desteklenerek günlük yaşamda bağımsız duruma gelmesini sağlamaktır.

Nörolojik hastalıklar, felçler, ortopedik problemler, omuz ve evresi eklemlerinin hastalıkları, omuz ve sırt kaslarında gerginlik, kas spazmı, bel ağrıları, bel fıtığı, boyun kireçlenmeleri, spor sakatlanması sonucu oluşan hareket kısıtlılığı ve ağrı, operasyon sonrası gelişen fonksiyon bozuklukları, Pozisyon bozukluğu, boyun, sırt, bel ağrılarının tedavisi, doğuştan omurga eğriliklerinin tedavisi, dirsek, bilek, el eklemlerinin ve yumuşak dokuların rahatsızlıkları, kalça ve diz hastalıkları, kemik erimesi(osteoporoz) riski olan ve yerleşmiş osteoporoz tedavileri, eklem şişliği ve ağrı, hareket kısıtlılığı ile beraber olan romatizmal hastalıklarda kullanılır.

Fizyoterapi uzman eller tarafından yapılmadığı takdirde; Ülkemizde sağlık hizmetlerini düzenleyen yasanın günün gereklerini karşılayamadığını ve düzenlemelerin günlük ihtiyaca göre çıkarılan tebliğ ve genelgelerle yapıldığını daha önceden söylemiştim. Nitekim çok değil, 29.09.08 tarihinde yayınlanan SUT ile fizyoterapi hizmetleri bu işin uzmanı olan fizyoterapistlerin elinden alınmış "hekim dışı sağlık personeli" genellemesiyle tüm sağlık teknisyen/tekniker ve sağlık alanında uzmanlaşmış kişilere verilmiş, bu tebliğ 09.03.09 tarihinde yayınlanan bir tebliğ ile düzenlenmiş ve hekimdışı sağlık personeli genellemesi, hemşire/ebe hemşire, ATT teknikeri/teknisyeni, anestezi teknikeri/teknisyeni, protez – ortez teknikeri/teknisyeni, iş meşguliyet terapisti gibi sağlık mesleklerine indirgenmiştir. Bunun sebebi olarak fizyoterapist sayısının azlığı ve sağlık harcamalarındaki giderin fazlalığı olarak gösterilmiştir.

Türkiye’de fizik tedavinin %90’ını elektroterapi uygulamaları oluşturur. Elektroterapi, elektrik akımlarının elektrotlar vasıtasıyla insan vücuduna uygulanması, o bölgede fiziksel, kimyasal ve ya mekanik etki açığa çıkararak tedavi etmesidir.

Bu aletleri kullanmak için aletlerin özelliği, hastaya nasıl etki edeceği, tedavi sonrasında beklenen sonuçlar bilinmeli ve beklenmeyen durumlara hazırlıklı olunmalıdır. Hasta yapılacak tedavi hakkında ve tedavi seansları boyunca nelere dikkat edeceği konusunda bilgilendirilmelidir.

Bazı akımlar hastaya özel duyu testi yapıldıktan sonra uygulanmalıdır. Aksi takdirde hastada ciddi yanık oluşturabilirler. Bazı akımların hastaya uygulanma şiddeti ve süresi yapılacak testler ile belirlenir, aksi takdirde kişi yanık riskiyle karşı karşıyadır. Bazı akımların uygulanma yerleri ise iyi bir anatomi eğitimi gerektirir. Bazen elektrotlar kasın her iki ucuna takılır, bazen de sinirin yolu üzerine uygulama yapılır. Eğer uygulamalar yanlış yere yapılırsa bir yararı olmayacağı gibi hastaya zarar verilebilir

İÇ HASTALIKLARI (DAHİLİYE)

İç hastalıkları departmanı çocukluk çağını aşmış bireylerin iç organ sistemleri ile ilgili incelemeleri yapar. Bu sisteme ait organların fonksiyon bozukluklarıyla ilgili teşhis ve tedavi hizmetini verir. Bunun yanı sıra sağlık hizmeti verdiği her bireyi kendisini hastalıklarda koruması için alınması gereken önlemler konusunda bilinçlendirir ve yönlendirir.

Genel dahiliye tıbbın tüm klinik branşlarına temel teşkil eden bir disiplindir. Sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların büyük çoğunluğunun problemleri iç hastalıklarının ilgi alanına girmektedir. Üst ve alt solunum yolu hastalıkları, hiper tansiyon, mide-bağırsak sistemi hastalıkları, böbrek hastalıkları, tiroid hastalıkları, şeker hastalığı, romatizmal hastalıklar gibi çok geniş bir skalayı kapsar.

İç Hastalıkları Bölümü Alt Birimleri

1. Acil Dahiliye
2. Romatoloji
3. Gastroenteroloji
4. Hematoloji
5. Nefroloji
6. Göğüs Hastalıkları
7. Endokrinoloji
8. Enfeksiyon
9. Dahili Yoğun Bakım
10. Check-up ve koruyucu hekimlik

 

GENEL CERRAHİ

Ameliyat türleri çoğunlukla organ veya bağlı bulunduğu sistemin adı ile anılmaktadır. Guatr (tiroid bezi), meme, yemek borusu (özofagus), mide, ince bağırsak, kalın bağırsak, rektum, makat (anüs), fıtıklar, safra kesesi, karaciğer, safra yolları, endoskopik, laparoskopik cerrahi ve robotik cerrahi girişimleri Genel Cerrahi alanına girmektedir. Sistemlere göre ayrıldığında ise: meme ameliyatları, kanser ameliyatları, guatr ameliyatları, yemek borusu, mide, onikiparmak bağırsağı, ince bağırsak, kalın bağırsak, rektum ve makat bölgesi ameliyatları: hemoroid – basur, makat çatlağı, makat fistülü ve apsesi, rektum kanseri, makat kanseri, karaciğer ve safra kesesi, fıtık: karın, kasık, göbek, uyluk ve mide fıtığı (reflü) ameliyatları Genel Cerrahi’nin kapsamına girer ve bu ameliyatları gerçekleştiren doktora, Genel Cerrahi Uzmanı adı verilir. Genel Cerrahi bazı olgularda sadece ameliyat ile değil koruyucu hekimlik ile ameliyattan korunmayı da hedefler.

Genel Cerrahi muayenesi öncesinde hastaların dikkat etmesi gereken noktalar
İlk olarak, Genel Cerrah Seçimi en önemli noktayı belirler.

Genel Cerrahi muayenesinde öncesinde dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır:• Doktorunuz sizden varsa kullandığınız ilaçları (varsa) soracaktır. Şayet düzenli olarak ilaç kullanıyorsanız bunların önceden bir istesini elinizde hazır bulundurmanızda yarar vardır. Hastaların genellikle muayene sırasında Genel Cerrah’ın ilaç kullanımını sorduğunda bunları hatırlamadığı ve doktora ifade etmeyi unuttuğu sık rastlanılan bir durumdur. Bazı ilaçlar anestezik maddeler ile ters düşebilmekte, kan sulandırıcı ilaç kullanımı ameliyat sonrasında kanamalar yaratabilmektedir. Bu nedenle Genel Cerrah’ın sizin kullandığınız ilaçların listesini bilmesinde yarar vardır.
• Doktorunuz size allerjiniz olup olmadığını soracaktır, bu nedenle, toz, polen, ilaç, iyot vb. allerjilerinizi mutlaka cerrahınıza bildiriniz.
• Doktorunuz size bazı madde alışkanlıklarınızın olup olmadığını soracaktır, bu nedenle, sigara, alkol ve madde bağımlılığınızı cerrahınıza bildirmenizde yarar vardır. Şayet bir cerrahi girişim yapılacaksa, anestezik maddelerin ayarlanması açısından bu husus çok önemlidir.
• Doktorunuz size geçirilmiş ameliyatlarınızı soracaktır. Hastaların genellikle, sezaryen, bademcik, geniz eti, fıtık ve bazı estetik ameliyatları belirtmedikleri gözlenmektedir. Bu tür veya diğer bazı ameliyatları geçirdi iseniz bunu mutlaka Cerrah’ınıza bildirmenizde yarar vardır.

Cerrahi tipleri:

Randevu verilerek yapılan ameliyatlar: Safra kesesi, fıtık, hemoroid, bağırsak kanseri vb.

Acil koşullarda yapılan ameliyatlar: Apandisit, safra kesesi iltihabı ve gangreni, boğulmuş fıtık, pıhtılaşmış (tromboze) hemoroid, tıkanmış veya delinmiş bağırsak kanseri vb.

Minimal invaziv cerrahi: küçük deliklerden vücut boşluklarına girerek organların tedavi edilmesi esasına dayanır. Laparoskopik cerrahi ile 1990 yılından beri, safra kesesi, apandisit, fıtık, reflü, bağırsak kanseri, rektum kanseri, dalak vb. ameliyatları bu şekilde rutin olarak yapılmaktadır. Laparoskopik cerrahi günümüzde seçilmiş olgularda, göbekten girilen tek delikten yapılabilmektedir. Genel Cerrah’ın bu konuda özel bir eğitim ve deneyimi olması çok önemlidir.

Robotik cerrahi: Robotik cerrahi, Genel Cerrahi alanında, özellikle rektum cerrahisi ve şişmanlık (obezite) cerrahisinde önem kazanmaktadır. Cerrahın bu konuda özel eğitimi ve deneyimi olması gerekmektedir.

Cerrahi girişimin tanımı:
Ameliyat, ameliyathane adı verilen mikroptan arındırılmış (steril) ortamlarda ve mikroptan arındırılmış (steril) aletler kullanılarak, anestezi altında gerçekleştirilir. Tüm cerrahi ekip ameliyattan önce el ve kollarını mikropları ortadan kaldıran bazı maddelerle yıkanır ve steril eldiven giyerler. Gerçekleştirilecek olan ameliyat türüne göre cerrah ameliyat öncesi hazırlıklar hakkında hasta ve hasta yakınını bilgilendirir ve onayını alır. Ameliyat öncesinde hasta Anestezi Uzmanı ve / veya İç Hastalıkları Uzmanı tarafından detaylı bir muayeneden geçirilir ve riskleri araştırılır.

Anestezi: Anestezi hastanın ağrı hissetmemesi için yapılan girişimlere verilen addır, başlıca: genel anestezi (narkoz), lokal anestezi (sadece ameliyat bölgesini iğne ile uyuşturma) veya spinal anestezi (belden iğne yapılarak belden aşağısının uyuşturulması) şeklinde yapılabilir. Genel anestezi el veya kol üzerinden bir damar yolu sağlanarak buradan anestezi (hastayı uyutan) ilaçlar verilir.

Ameliyat öncesi hazırlık:
•Aç kalma: Sıklıkla ameliyat öncesinde 6 ile 8 saatlik bir açlık (katı ve sıvı gıdalar alınmayacak) dönemi arzulanır.
•Kıl traşı: Ameliyat bölgesinin kıl traşının günümüzde ameliyathanede deneyimli personel tarafından yapılması tercih edilmektedir.
•Bağırsak temizliği: Bağırsak ameliyatlarında bir gün öncesinde bazı müshil ilaçlarının alınması ile bağırsak temizliği yapılması gerekir, bunu cerrahınız size açıklayacaktır.
•Kan nakli: Kan ve kan ürünleri verilmesi gerekirse bu durum cerrahınız tarafından size bildirilecektir.

Ameliyat sonrası dönem:
• Ameliyatlı kişi, hasta odası veya yakın takip yada mekanik alet ile solunum desteği amacı ile yoğun bakım ünitesine alınır.
•Ameliyat sonrası beslenme ve diyet: Her ameliyat türüne göre farklıdır ve cerrah tarafından belirtilecektir.
•Dikişlerin alınması: Genellikle dikişler ameliyattan sonraki 7-10 günlük sürede alınırlar ve günümüzde bazı ameliyatlarda alınması gerekmeyen ve kendiliğinden emilen dikişler kullanılmaktadır. Bu süre cerrah tarafından hastaya belirtilecektir.
•Ameliyat sonrası ek tedavi: Bazı kanser olgularında ameliyat sonrasında kemoterapi, radyoterapi, atom tedavisi, hormonoterapi gibi ek tedaviler gerebilmektedir. Bu durum cerrah tarafından hastaya açıklanacaktır.
•Ameliyat sonrası yıkanma: Her ameliyat türüne göre farklıdır ve cerrah tarafından hastaya açıklanacaktır.

Ameliyat önerildiğinde cevap alınması gereken sorular nelerdir?
• Ne sebeple ameliyat gerekiyor?
• Mevcut hastalık ameliyat yapılmadan tedavi edilebilir mi?
• Ameliyat yapılmazsa ne tür sorunlarla karşılaşılabilinir?
• Hangi cerrahi teknik uygulanacak?
• Ameliyata bağlı olası komplikasyonlar nelerdir?
• Cerrahın bu ameliyattaki deneyimi nedir?
• Cerrahın ileri laparoskopik cerrahi ve robotik cerrahi deneyimi var mıdır?
• Ameliyat nerede gerçekleştirilecek?
• Ameliyatın, kullanılacak malzemelerin ve hastanenin maliyeti nedir?
• Ne tür anestezi uygulanacak?
• Hastanede ne kadar süre ile yatış gerekecek?
• Ameliyat sonrası genel seyir nasıldır
• Ameliyat hastanın günlük yaşantısını nasıl etkileyecek?
• Ameliyat sonrasında bazı aktivitelere kısıtlama gerekecek mi?
• Ameliyat sonrası iyileşme süreci ne kadar zaman alacak?

Bir cerrahtan ikinci görüş alınması halinde, ilk cerrahın tanısı ve önerdiği ameliyat tekniğinden bahsetmek gerekir.

Hayatın Anahtarları…

Bir İngiliz gazetesinin açmış olduğu yarışmada okuyuculara şu soru soruldu: “Yeryüzündeki en mutlu insan kimdir?”
Gelen cevaplardan dört tanesi ödül aldı.

•İyi yapılmış bir işten sonra ıslık çalan bir sanatkâr,
• Kumda şatolar yapan küçük bir çocuk,
• Yoğun bir iş gününden sonra bebeğine banyo yaptıran bir anne,
• Güç ve tehlikeli bir ameliyattan sonra bir insan hayatı kurtaran doktor.

Ödül alan cevaplar arasında ne mevki, ne para, ne de mal-mülk bulunuyordu. Bu cevaplar aslında mutluluğun yanı başımızda ve herkes için geçerli olduğunu anlatıyordu.
 Başlıca hayal kırıklıklarımız, mutluluğa ulaşmak için bütün gücümüzle verdiğimiz mücadeleden sonra onu elde edemeyişimizden doğar. En büyük sevinçleri hiç beklemediğimiz anda karşımıza çıkan güzel şeyler bize yaşatır. Biz çoğu zaman bu çeşit sevinçleri, mutlu düşüncelerimizi bir tesadüf veya şansa bağlarız. Fakat olanların, daima daha iyi bir izah şekli vardır.

Ummadığımız bir mutluluk bizi kapladığı anda duymakta olduğumuz sevincin, geçmişimizde olmuş fakat unutulmuş veya şuur altına atılmış bir olayla ilgili olduğunu fark etmişizdir. Yeterli derecede açık kapı bırakın, mutluluk siz farkında olmadan hayatınıza girecektir.

Bu kapılar: Başkalarıyla ilgilenmek, yoksullara yardım etmek, ümitsizlere cesaret vermek, geçici olarak itibarını kaybetmiş olanlarla arkadaşlık etmek, sizden düşük durumda olanları küçümsememek… Ve sizin bulacağınız daha nice kapılar…


James T. Mangan

 

ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ

Tıp Biliminin önemli Cerrahi Branşlarından biri olan Ortopedi ve Travmatoloji Bilim Dalı Hareket Sistemi işlevleri ; Hareket Sistemi Hastalıklarının ve yaralanmalarının  cerrahi ve konservatif tedavisi ile uğraşır. Ayrıca bu hastalıkların ve yaralanmaların önlenmesi yani koruyucu hekimlik anlamında da önemli fonksiyonlar üstlenmiştir.

 Ortopedi kelimesi latince kökenli orthos (Düzgün) ve pedios (Çocuk) kelimelerinin birleşmesiyle türetilmiştir. Travmatoloji de yine latince kökenli olup yaralanma ve hasarlanma ile ilgili bilim dalı anlamındadır. Ortopedi hareket sistemi hastalıklarından kurtulmuş düzgün ve sağlıklı bireyler elde etmeyi, Travmatoloji de kazaya uğramış hasarlı ve yaralanmalı hareket sistemi elemanlarının eski işlevlerine kavuşmasını ve yaralının hayatını kurtarmayı amaçlar.

Hareket Sistemimiz İskelet (Kemik ve eklemler) yapı olarak Omurga ve buna üstte Göğüs Kafesi aracılığıyla bağlanmış üst ekstremiteler (Omuz - kol - ön kol - el) ve altta Pelvis   (Leğen kemiği) vasıtasıyla bağlanmış alt ekstremitelerden (Kalça - bacak - baldır - ayak) oluşur.Omurganın boyun bölgesi Kafamızı taşır. Sırt bölgesi içerisinde akciğerler, kalp , yemek borusu ve büyük damarları barındıran Göğüs kafesini ve üst ekstremiteleri taşır.Bel ve Kuyruk sokumu bölgesi Pelvis ile birlikte  karın içerisinde yer alan organ ve sistemleri barındırır ve taşır. Omurga üzerine aldığı bütün bu yükleri alt ekstremiteler vasıtasıyla yere iletir.

Hareket Sisteminin diğer önemli elemanları olan Kaslar iskelette kemiklerin çıkıntılı yerlerine veya kendileri için özel oluşmuş yüzeylere yapışarak başlar ve en az bir bazen iki eklemi katederek yine aynı şekilde bir kemik yüzeye yapışırlar. Eklemlerde değişik hareketleri sağlamak için aynı etkiyi sağlayan kas grupları ve karşıt etkiyi sağlayan kas grupları vardır. Kasılmaları Beyin ve Omurilik kontrollü olarak periferik sinirlerin uyarmasıyla olur. Asıl kontrol mekanizmaları Beyin aracılığıyla sağlanır. Beyin kontrolu bir şekilde ortadan kalkar ve omurilik kontrolü ele geçirirse istemsiz kasılmalar meydana gelir.

Hareket Sistemi çok yoğun bir damar ağıyla beslenir. Arterler Ekstremitelere arteryel kanı getirip, Venler venöz kanı götürür. Kemikler de zengin bir damar ağıyla donatılmıştır. Vücudumuzdaki kemikler yaşayan dokulardır ve sürekli yıkılıp yeniden yapılarak, kendilerini yenilerler.Ancak biz bunu hissetmeyiz. Ayrıca kan hücrelerinin yapımında ve Kalsiyum ve Fosfor metabolizmasında çok önemli işlevleri vardır.

Hareket Sisteminde normalde ağrısız hareket etme kabiliyeti vardır. Hareketler veya istirahat halinde sürekli ağrı olması patolojik bir durumdur. Ağrı ile birlikte hareketlerin güç yapılması veya hareket kısıtlılığı yine hastalık belirtisidir. Eklemlerden sürekli ses gelmesi ve bu sesle birlikte ağrı olması da patolojik bir bulgudur. Bunlar dışında kemik ve eklemler üzerinde şişlik, ısı artışı, kızarıklık, sıcaklık diğer önemli belirtilerdendir. Kas gücünde azalma, hissetmenin azalması, uyuşukluk, karıncalanma sinirsel fonksiyon bozukluğunun habercisidir. Aksama, topallayarak yürüme iskelet, kas veya sinir sisteminin bir bozukluğu sonucu olabilir. Kaslarda incelme (atrofi) kullanılmamaya veya az kullanılmaya bağlı olarak gelişir. Uç bölgelerde solukluk, soğukluk veya morarma dolaşım sistemine ait bir patolojiyi gösterir.

 

 
     
 

 
 
    ÇORUM ÖZEL HASTANESİ YENİ BİNASI İLE YAKINDA SİZLERLE

Çorum Özel Hastanesi olarak halkımıza dünya standartlarında Sağlık Hizmeti sunabilmek için uzun zamandır özenle sürdürdüğümüz yeni bina inşai faaliyetimiz sona gelmiş durumdadır. Yeni binamızla yakında sizlerleyiz.
   
    YENİ WEB SİTEMİZ SİZLERLE

Hastanemizin yeni web sitesi yayına başlamış bulunmaktadır. Beğenilerinizi umuyoruz..
   



Yanlış ilaç kullanımı
Çatapat Zehirdir
Civadaki Tehlike
Dans Eşliğinde Ej Hijyeni


Henüz bebek eklenmedi.
Sade Tanıtım ve Görsel Medya Sade Tanıtım ve Görsel Medya Sade Tanıtım ve Görsel Medya